Kâbe-i Muazzama önünde yarım daire şeklindeki Hatîm duvarı, Hicr-i İsmail alanı ve Altın Oluk

Tavaf esnasında Kâbe-i Muazzama'nın kuzeybatı duvarı önüne gelindiğinde, iki ucu Kâbe duvarına bitişmeyen yarım daire biçiminde mermer kaplı bir duvarla karşılaşılır. Umre ve hac yolcularının adımlarını bu duvarın dışından kavis alarak sürdürdüğü, fırsat bulduğunda ise iki açık ucundan içeri girip iki rekât namaz kıldığı bu mübarek alan Hicr-i İsmail (kısaca Hicr), onu çevreleyen yarım daire duvar ise Hatîm adını taşır. Tam üstünde, Kâbe damının ortasından Hicr'in içine doğru uzanan altın kaplamalı yağmur oluğu ise Altın Oluk (Mîzâb-ı Rahmet) olarak bilinir. Bu rehberde Hicr-i İsmail ile Hatîm arasındaki kavram farkını, alanın neden Kâbe duvarlarının dışında kaldığını, dört mezhebe göre tavafta Hatîm ve Şâzervân hükümlerini, içeride namaz kılmanın faziletini ve Osmanlı padişahlarının gönderdiği Altın Olukların tarihçesini TDV İslâm Ansiklopedisi ve hadis kaynaklarına dayanarak ele alıyoruz.

Kısa cevap: Hicr-i İsmail (Hicr), Kâbe'nin kuzeybatı duvarı (Irak köşesi ile Şam köşesi arası) önünde yer alan ve âlimlerin çoğunluğuna göre 6 zirâlık kısmı Hz. İbrahim ile Hz. İsmail'in inşa ettiği Kâbe'ye dahil olan yarım daire şeklindeki alandır; bu alanı çevreleyen 1,31 metre yüksekliğindeki mermer duvara ise Hatîm denir. Hicr-i İsmail fıkhen Kâbe'nin içi hükmündedir: bu sebeple dört mezhebin tamamında tavafın Hatîm duvarının dışından dolaşılarak yapılması zorunludur (Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî'de sıhhat şartı; Hanefî'de vâcip). İçeride namaz kılan kimse ise Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Hz. Âişe validemize verdiği müjde gereği Kâbe'nin içinde namaz kılmış olur.

İlgili rehberler: Kâbe Nedir? · Kâbe'nin 4 Köşesi · Makam-ı İbrahim · Tavaf Nasıl Yapılır? · Umre Turları


Hicr-i İsmail ve Hatîm Nedir? İki Kavram Arasındaki Fark ve Ölçüleri

Özet: Hicr-i İsmail Kâbe'den ayrılmış yarım daire şeklindeki açık alana, Hatîm ise bu alanın sınırını çizen mermer duvara verilen isimdir; günlük kullanımda iki terim birbirinin yerine de kullanılır.

Arapça sözlükte "engellemek, yasaklamak; bir bütünden bir parça ayırmak" anlamlarına gelen hicr (الحجر), Kâbe binasından ayrılmış olmakla birlikte fıkhen onun bir parçası kabul edilen alanı ifade eder (TDV İslâm Ansiklopedisi, "Hicr", Fuat Günel, c. 17, s. 455–456). Ezrakî, Hz. İbrahim'in burayı Kâbe'nin yanı başında Hz. İsmail'in koyunları için ağıl olarak yaptığını nakleder (Ahbâru Mekke, I, 64–65). Kâbe'den sayıldığı hâlde ondan ayrı bırakıldığı için buraya hicr veya Hicr-i İsmail denilmiştir (TDV İA, "Hicr").

Sözlükte "terkedilmiş, bırakılmış" manasına gelen hatîm (الحطيم) ise Hicr alanının dış sınırını belirleyen, iki ucu da Kâbe duvarına bitişmeyen yarım daire (hilal) biçimindeki alçak mermer duvardır. Zamanla hem duvarın kendisi hem de duvarın sınırladığı iç boşluk halk arasında ve fıkıh kitaplarında "Hatîm" veya "Hicr-i İsmail" adıyla anılır olmuştur. Duvarın içi, dışı ve üst yüzeyi mermerle kaplıdır; üst kısmında biri ortada, ikisi uçlarda olmak üzere şamdan kaideli ve silindirik fanuslu üç adet lamba yer alır.

Klasik kaynaklarda Hicr ve Hatîm ölçülerinin farklı arşın birimlerinden (zirâu'l-yed / zirâ-i şer'î = 46,2 cm; zirâu'l-hadîd / zirâ-i kumâş = 57,7 cm) dolayı küçük farklarla kaydedildiği görülür. Mir'âtü'l-Haremeyn müellifi İbrâhim Rifat Paşa'nın metrik sistemle yaptığı ve TDV İslâm Ansiklopedisi'nde esas alınan ölçümler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

Bölüm / Mesafe Ölçü Mimari Açıklama ve Kaynak
Hatîm duvarının yüksekliği 1,31 m Göğüs hizasına gelen yarım daire mermer duvar (TDV İA, "Hicr"; "Kâbe")
Hatîm duvarının kalınlığı (genişliği) Üstten 1,52 m · Alttan 1,44 m İbrâhim Rifat Paşa, Mir'âtü'l-Haremeyn (TDV İA, "Hicr")
Kuzeydoğu giriş açıklığı (Rükn-i Irâkî tarafı) 2,30 m Şâzervân (Kâbe kaidesi) ile Hatîm duvarının kuzeydoğu ucu arasındaki geçiş
Kuzeybatı giriş açıklığı (Rükn-i Şâmî tarafı) 2,23 m Şâzervân ile Hatîm duvarının kuzeybatı ucu arasındaki geçiş
Kâbe kuzeybatı duvarı – Hicr merkezi arası 8,44 m Hatîmin iki ucunun içeriye mesafesi 8 m, arkadan tavaf mahalline mesafesi 12 m
Kâbe'nin asıl temelinden kalan pay 6 zirâ (arşın) ve 1 karış Hz. İbrahim'in temellerine dahil olup 605 ve 693'te bina dışında bırakılan kısım (TDV İA, "Kâbe")

Hicr-i İsmail Neden Kâbe Duvarının Dışında Kaldı? (605 Kureyş İnşasından Osmanlı'ya Tarihçe)

Özet: 605 yılındaki Kureyş inşasında toplanan para yetmediği için Hz. İbrahim'in temellerinin bir kısmı bina dışında bırakılmış; 684'te Abdullah b. Zübeyr tarafından tekrar Kâbe içine alınan bu bölüm, 693'te Haccâc tarafından yeniden ayrılmıştır.

Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail'in inşa ettiği Kâbe, bugünkü Hicr-i İsmail alanının Kâbe duvarına yakın olan 6 zirâlık (arşınlık) bölümünü de içine alıyordu. Ancak yangın ve sel baskınları sebebiyle yıpranan Kâbe'nin, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) peygamberliğinden beş yıl önce (milâdî 605'te, 35 yaşındayken) Kureyş kabilesi tarafından yeniden inşası sırasında önemli bir karar alındı. Mekkeliler kendi aralarında topladıkları paranın binayı Hz. İbrahim'in ilk temelleri üzerinde tamamlamaya yetmeyeceğini anlayınca Kâbe'nin kuzeybatı duvarını yaklaşık 6 zirâ 1 karış geri çektiler; dışarıda kalan yarım dairelik alanı ise Kâbe'den olduğu bilinsin ve tavaf edenler dışından dolaşsın diye göğüs hizasında taş bir duvarla (Hatîm) çevirdiler (TDV İslâm Ansiklopedisi, "Hicr", Fuat Günel; "Kâbe", Sadettin Ünal).

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Âişe validemize bu tarihi olayı şöyle açıklamıştır:

"Ey Âişe! Eğer kavmin küfür (Câhiliye) dönemine yakın bulunmasaydı, Kâbe'yi yıktırır, dışarıda bırakılan kısmını (Hicr'i) içeri aldırır, Kâbe'yi Hz. İbrahim'in temelleri üzerine yeniden inşa eder, binayı yere bitiştirir ve biri doğuda diğeri batıda olmak üzere iki kapı açardım." (Buhârî, "Hac", 42, "Tefsîr", 2/10; Müslim, "Hac", 401; Nesâî, "Hac", 125).

Resûl-i Ekrem (s.a.v.), İslam'a yeni giren Mekkelilerin kalplerinde tereddüt uyanmaması için Kâbe'nin mevcut yapısına dokunmadı. Ancak hicrî 64 (milâdî 683–684) yılında Emevî ordusunun Mekke kuşatması sırasında Kâbe'nin ağır hasar görmesi üzerine halifeliğini ilan eden Abdullah b. Zübeyr (r.a.), teyzesi Hz. Âişe'den (r.anhâ) nakledilen bu sahih hadisi delil göstererek Kâbe'yi yıktırdı. Toprak altındaki Hz. İbrahim temellerini ortaya çıkarıp Mekke ileri gelenlerine şahit tuttu ve duvarları bu temeller üzerinde yükselterek Hicr-i İsmail'i yeniden Kâbe binasının içine dahil etti (64/684).

Dokuz yıl sonra, hicrî 73–74 (milâdî 692–693) yılında Mekke'yi ele geçiren Emevî kumandanı Haccâc b. Yûsuf es-Sekafî, Halife Abdülmelik b. Mervân'ın onayıyla Kâbe'nin kuzeydoğu ve güneybatı duvarlarından 6'şar zirâ 1'er karış yıktırdı; kuzeybatı duvarını tekrar Kureyş'in bıraktığı sınıra çekti ve Hicr'i yeniden alçak bir duvarla binadan ayırdı.

Dönem / Tarih İmar ve Değişiklik Kaynak
Milâdî 605 (Kureyş inşası) Toplanan para yetmediği için Hz. İbrahim temellerinin 6 zirâ 1 karışlık kısmı bina dışında bırakıldı ve Hatîm duvarıyla çevrildi. Buhârî, "Hac", 42; TDV İA, "Hicr"
64 / 684 (Abdullah b. Zübeyr) Hz. Âişe hadisine dayanılarak Hz. İbrahim'in temelleri açığa çıkarıldı; Hicr tekrar Kâbe binasının içine alındı. Müslim, "Hac", 401; TDV İA, "Kâbe"
74 / 693 (Abdülmelik b. Mervân – Haccâc) Hicr tarafındaki duvar 4,50 m (6 zirâ 1 karış) geri çekildi; Hicr yeniden Kâbe dışına çıkarılıp Hatîm duvarı örüldü. Ezrakî, I, 210; TDV İA, "Hicr"
140 / 758 (Abbâsî Halifesi Mansûr) Daha önce taş örgü ve taş döşemeli olan Hatîm duvarı ile Hicr zemini ilk defa mermerle kaplatıldı. TDV İA, "Hicr", Fuat Günel
XV. yüzyıl (Memlük Sultanı Çakmak) el-Melikü'z-Zâhir Çakmak Hatîm'in iç ve dış yüzü için siyah örtü gönderdi; bu uygulama tarihte ilk ve son kez yapıldı. TDV İA, "Hicr", c. 17, s. 456
XIX. yüzyıl (Sultan Abdülmecid ve Abdülaziz) Hicr zemini gül kırmızısı, siyah, yeşil ve mavi mermerlerle süslendi; iç ortasına ilk kıble Kudüs'e işaret eden Mescid-i Aksâ kubbesi motifi işlendi. TDV İA, "Hicr", c. 17, s. 456

TDV İslâm Ansiklopedisi'nin kaydettiği dikkat çekici bir mimari ayrıntı da Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz dönemlerinde Hicr zeminine işlenen Mescid-i Aksâ kubbesi motifidir. Kıblenin Kıbleteyn vakasında Mescid-i Haram'a çevrilmesinden önce Hz. Peygamber (s.a.v.) Mekke'de namaz kılarken Hacerülesved ile Rükn-i Yemânî arasında durur, böylece Kâbe'yi kendisiyle Kudüs arasına alırdı; o esnada kıble hattı tam Hicr-i İsmail'in ortasından geçerdi (TDV İA, "Hicr", s. 456).


Tavafta Hatîm ve Şâzervân Hükmü: İçinden Geçilirse Ne Olur? (4 Mezhep Tablosu)

Özet: Tavafın Hatîm duvarının dışından yapılması dört mezhepte de zorunludur; Hanefî mezhebinde bu bir vâciptir, terk edilirse ceza gerekir ve tavaf yeniden yapılırsa ceza düşer; diğer üç mezhepte ise geçerlilik şartıdır.

Kur'ân-ı Kerîm'de "Beyt-i Atîk'i (Kâbe'yi) tavaf etsinler" (el-Hac 22/29) buyrulmuştur. Hicr, Kâbe'nin bir parçası kabul edildiği için dört mezhebin tamamı tavaf esnasında Hatîm duvarının bütünüyle dışından dolaşmayı zorunlu saymıştır (TDV İslâm Ansiklopedisi, "Tavaf", Salim Öğüt, c. 40, s. 179; "Hicr", Fuat Günel). Hatîm'in iki açık ucundan girip içinden geçen kimse bu zorunluluğu yerine getirmemiş olur; sonucu mezhebe göre değişir (aşağıdaki tablo).

Tavaf sırasında dikkat edilmesi gereken ikinci mimari unsur ise Şâzervân'dır. Şâzervân, Kâbe temelleri ile 25 cm içeriden başlayan duvarlar arasında kalan, yerden 22–50 cm yüksekliğinde, 45 derece eğimli mermer kaplı etek kısmıdır ve üzerinde Kâbe örtüsünün (kisve) bağlandığı 55 bakır halka bulunur (TDV İslâm Ansiklopedisi, "Şâzervân", Nebi Bozkurt, c. 38, s. 390). Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre Şâzervân da Kâbe'nin asıl duvar kalınlığından ayrılmış bir parça sayılır; bu üç mezhepte tavaf esnasında Şâzervân'ın üzerine basmak veya vücudun bir kısmının onun üzerinde bulunması tavafı sahih kılmaz. Hanefî mezhebine göre ise Şâzervân Kâbe'nin aslından değil, duvarı sel ve rutubetten korumak için yapılmış bir temel desteğidir.

Fıkhî Mesele Hanefî Mezhebi Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî
Hatîm'in dışından tavaf etmenin hükmü Vâcip (Tavafın vâciplerindendir; TDV İA, "Tavaf") Geçerlilik (sıhhat) şartı (Olmazsa şavt sahih olmaz)
Hatîm'in içinden geçilirse telâfisi Vâcip mazeretsiz terk edildiğinden ceza gerekir, tavaf sahih olur; tavaf yeniden yapılırsa ceza düşer (TDV İA, "Tavaf"). İçeriden geçilen şavt geçersizdir; Hatîm'in dışından yeniden yapılması şarttır.
Şâzervân'ın (Kâbe kaidesi) hükmü Kâbe'nin aslından değil, duvar desteğidir (TDV İA, "Şâzervân"). Kâbe'ye dahildir; tavafta üzerine basılırsa veya vücudun bir kısmı onun üzerinde bulunursa tavaf sahih olmaz (TDV İA, "Şâzervân").
Hicr-i İsmail'de namaz kılma hükmü Kâbe'nin içinde olduğu gibi burada da farz, vâcip ve nafile her türlü namaz kılınabilir (TDV İA, "Hicr"). Şâfiî: Farz ve nafile her namaz kılınabilir.
Mâlikî ve Hanbelî: Nafile namaz kılınır; farzlar ve müekked sünnetler kılınmaz.

Özellikle Hacerülesved'i öpmek veya Kâbe duvarına el sürmek için yaklaşanların, Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ayaklarının ve vücutlarının Şâzervân üzerine gelmemesine dikkat etmesi gerekir. Tavafın bütün adımları için tavaf nasıl yapılır rehberimize bakabilirsiniz.


Hicr-i İsmail'de Namaz Kılmanın Fazileti: Hz. Âişe Hadisi

Özet: Hz. Peygamber (s.a.v.), Kâbe'nin içinde namaz kılmak isteyen Hz. Âişe'ye Hicr-i İsmail'de namaz kılmasını söylemiş ve burasının Kâbe'den bir parça olduğunu bildirmiştir.

Kâbe'nin kapısı umre ve hac yolcularına açık olmadığından Kâbe binasının içine girilemez. Ancak İslam dininde her mümin için Kâbe'nin içinde namaz kılma faziletine ulaşmanın açık kapısı Hicr-i İsmail'dir. Sünen kaynaklarında yer alan sahih rivayete göre Hz. Âişe validemiz (r.anhâ) şöyle anlatmıştır:

"Kâbe'ye girip içinde namaz kılmayı arzu ettim. Resûlullah (s.a.v.) elimden tuttu ve beni Hicr'e sokarak şöyle buyurdu: 'Kâbe'ye girmek istersen Hicr'de namaz kıl; çünkü orası Kâbe'den bir parçadır. Ancak kavmin Kâbe'yi yeniden bina ettiklerinde burayı kısalttılar ve Kâbe'nin dışına çıkardılar.'" (Tirmizî, "Hac", 48; Ebû Dâvûd, "Menâsik", 93; Nesâî, "Hac", 128).

Hicr-i İsmail'de namaz kılarken dikkat edilecek fıkhî ölçüler şunlardır:

  • Kıble yönü: Kıbleye ilişkin hükümler hariç Hicr'de kılınan namaz Kâbe içinde kılınmış sayıldığından (TDV İA, "Kâbe"), Hicr-i İsmail içinde namaz kılan kişi yüzünü Kâbe'nin kuzeybatı duvarına (Altın Oluk'un bulunduğu duvara) doğru döner.
  • Hangi namazlar kılınır? TDV İslâm Ansiklopedisi "Hicr" maddesinde belirtildiği üzere Hanefî ve Şâfiî mezheplerine göre Kâbe'nin içinde olduğu gibi Hicr-i İsmail'de de farz ve nafile her türlü namaz kılınabilir. Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise Kâbe'nin içinde ve Hicr'de nafile namaz kılınmakla birlikte farz namazlar ile müekked sünnetler burada kılınmaz. Dört mezhebe göre de kılınabilen namaz nafile olduğundan, Hicr-i İsmail içine girildiğinde iki rekât nafile namaz kılıp dua etmek ihtilaftan uzak yoldur.
  • Tavaf namazı Hicr'de kılınır mı? İki rekâtlık tavaf namazı sünnet üzere Makam-ı İbrahim'in arkasında veya Mescid-i Haram'ın uygun bir yerinde kılınır; Mâlikî fakihleri Kâbe'nin içinde tavaf namazı kılınmasını câiz görmediğinden (TDV İA, "Kâbe"), tavaf namazını Hicr'in dışında eda etmek, Hicr içine girildiğinde ayrıca nafile namaz kılmak ihtiyata uygundur. Umrede namaz rehberimizde Harem'deki diğer namaz hükümleri yer almaktadır.

Hicr-i İsmail'de Hz. İsmail ve Hz. Hâcer'in Kabri Var mı?

Özet: Tarihçi Ezrakî ve İbn İshak'tan nakledilen rivayetlerde Hz. İsmail ile annesi Hz. Hâcer'in kabirlerinin Hicr'de bulunduğu zikredilir; âlimler bunun Hicr'in Kâbe'ye dahil olmayan dış kısmında olabileceğini açıklamıştır.

Hicr-i İsmail hakkında en sık sorulan sorulardan biri, burada Hz. İsmail (a.s.) ile annesi Hz. Hâcer validemizin kabirlerinin bulunup bulunmadığı ve kabir varsa orada nasıl namaz kılındığıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi "Hicr" maddesi (Fuat Günel, c. 17, s. 455) bu meseleyi klasik kaynaklar ışığında iki kademede açıklar:

  1. Tarihî rivayet: Mekke tarihçisi Ezrakî (ö. 250/864), İbn İshak'tan naklen Hz. İsmail ile annesi Hz. Hâcer'in kabirlerinin Hicr'de bulunduğunu kaydeder (Ahbâru Mekke, I, 313).
  2. Fıkhî ve hadisî değerlendirme: Buhârî ve Nesâî'deki hadisler ile arşın ölçülerini değerlendiren âlimlerin çoğunluğu, bugünkü Hicr alanının tamamının değil, Kâbe duvarına bitişik 6 zirâlık (arşınlık) bölümünün asıl Kâbe binasına dahil olduğunu kabul etmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) peygamber kabirlerinin mescit edinilmesini yasakladığı halde (Buhârî, "Cenâiz", 62, 96) bizzat Hicr'de namaz kılmış (İbn Mâce, "Menâsik", 31) ve Hz. Âişe'ye de orada namaz kılmasını tavsiye etmiştir. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre kabirlere dair rivayet sahihse bu kabirlerin bugünkü Hicr'in Kâbe'ye dahil olmayan kısmında bulunması gerektiği açıktır; Hz. Peygamber'in Hicr'de namaz kılması da bunu teyit eder.

Altın Oluk (Mîzâb-ı Rahmet) Nedir ve Neden Hicr-i İsmail'e Bakar?

Özet: Kâbe'nin kuzeybatı duvarının üst ortasında yer alan Altın Oluk (Mîzâbü'r-Rahme), Kâbe damında biriken yağmur sularını Hicr-i İsmail'in içine akıtır; Osmanlı padişahlarının gönderdiği tarihi oluklardan biri bugün Topkapı Sarayı'ndadır.

Arapça'da mîzâbü'l-Kâ'be veya mîzâbü'r-rahme (Farsça ve Türkçe'de Mîzâb-ı Rahmet ve Altın Oluk) olarak adlandırılan oluk, Kâbe'nin Rükn-i Şâmî ile Rükn-i Irâkî (kuzeybatı duvarı) arasındaki cephesinin üst ortasına yerleştirilmiştir (TDV İslâm Ansiklopedisi, "Altın Oluk", Ahmet Özel, c. 2, s. 537–538). Türkçe ve Farsça'da rahmet kelimesi mecazen yağmur anlamına da geldiğinden "mîzâb-ı rahmet" tabiri ikili bir anlam kazanmıştır. Oluğun uç kısmında, suyun aşağıya hafifçe süzülmesini sağlayan ve lihyetü'l-mîzâb (oluğun sakalı) veya zaknü'l-mîzâb (oluğun çenesi) adı verilen bir çıkıntı bulunur.

Altın Oluk'un Tarihçesi ve Osmanlı Padişahlarının Hizmeti

TDV İslâm Ansiklopedisi "Altın Oluk" maddesine göre Kâbe damına oluk konulmasının kronolojisi şöyledir:

  • İlk oluk (Milâdî 605): Hz. İbrahim Kâbe'yi inşa ettiğinde üstünü örtmemişti. Hz. Peygamber 35 yaşındayken Kureyş'in yaptığı inşaatta Kâbe iki sıra halinde altı direğe dayanan bir tavanla örtüldü ve Hicr'e bakan kuzeybatı duvarının üstüne ilk oluk yerleştirildi (Ezrakî, I, 164).
  • İlk altın kaplama (Emevîler, 705–715): Emevî Halifesi Velîd b. Abdülmelik'in emriyle Mekke Valisi Hâlid b. Abdullah oluğu ilk defa altınla kaplattı; 4 zirâ uzunluğunda, 8 parmak en ve yüksekliğindeki bu oluktan itibaren "Altın Oluk" adı yerleşti (Ezrakî, I, 212, 291).
  • Kanûnî Sultan Süleyman (960 / 1553): Kanûnî Sultan Süleyman Mekke'ye gümüş levhayla kaplı yeni bir oluk gönderdi, eski oluk İstanbul'a getirildi; bu dönemde bir süre "Gümüş Oluk" olarak anıldı.
  • Sultan I. Ahmed (1612) ve Sultan IV. Murad (1633–1634): Sultan I. Ahmed 1612'de Kâbe duvarlarını takviye eden kuşaklarla birlikte gümüş üzerine altın kaplı yeni bir oluk gönderdi. 3 Nisan 1630 selinde Kâbe duvarları yıkılınca enkazdan çıkarılıp korunan bu oluk, 1 Nisan 1631'de tekrar yerine konuldu ve 1043 (1633–1634) yılında Sultan IV. Murad tarafından yeniden altınla kaplatıldı. Sultan IV. Murad dönemine ait altın oluk bugün İstanbul'da Topkapı Sarayı Müzesi Mukaddes Emanetler Dairesi'nde (Envanter nr. 21/230) muhafaza edilmektedir.
  • Sultan Abdülmecid (1273 / 1856–1857) ve 1996 Yenilemesi: Sultan Abdülmecid 1856–1857'de eskiyen oluğun yerine yeni bir altın oluk koydurttu. 1417 (1996) yılında Mescid-i Haram genişletme çalışmaları sırasında Sultan Abdülmecid'in gönderdiği oluk, aynı ölçülerdeki yeni muadiliyle değiştirildi.

Altın Oluk Altında Okunan Dua

Hasan-ı Basrî'nin Risâle fî fazli Mekke adlı eserinde ve klasik hac menâsik kitaplarında Hicr-i İsmail ve Altın Oluk'un altı, duaların kabul olunduğu mübarek makamlar arasında sayılır. TDV İslâm Ansiklopedisi "Altın Oluk" maddesinde (c. 2, s. 538; Ezrakî, Ahbâru Mekke, I, 319) Hz. Peygamber'in (s.a.v.) tavaf esnasında mîzâbın (Altın Oluk'un) hizasına geldiğinde şu duayı okuduğu kaydedilir:

اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الرَّاحَةَ عِنْدَ الْمَوْتِ وَالْعَفْوَ عِنْدَ الْحِسَابِ

Okunuşu: Allâhümme innî es'elüke'r-râhate inde'l-mevti ve'l-afve inde'l-hisâb.

Anlamı: "Allah'ım! Senden ölüm anında rahatlık, hesap anında da af ve bağışlanma dilerim." (Ezrakî, Ahbâru Mekke, I, 319; TDV İA, "Altın Oluk", c. 2, s. 538).

Tavafın her şavtında okunabilecek diğer sahih dualar için tavaf duası rehberimizi inceleyebilirsiniz.


Umre Yolcusu İçin Pratik Rehber: Tavafta Hatîm Hizası ve Hicr-i İsmail Ziyareti

Özet: Tavaf ederken Hatîm duvarının dışından kavis alınmalı, kalabalıkta duvara ve Şâzervân'a yaslanmaktan kaçınılmalı; Hicr-i İsmail içinde namaz için ise idarenin duyurduğu giriş saatlerine uyulmalıdır.

Mescid-i Haram'da tavaf ve ziyaret sırasında Hicr-i İsmail ile ilgili şu dört pratik hususa dikkat edilmelidir:

  1. Irak köşesinden sonra kavis alın: Tavafa Hacerülesved hizasından başlayıp Kâbe kapısı ve Mültezem'i geçtikten sonra Irak köşesine (Rükn-i Irâkî) ulaşırsınız. Bu köşeden hemen sonra Hatîm duvarının dışından geniş bir kavisle dönüp Şam köşesine (Rükn-i Şâmî) çıkmanız gerekir.
  2. Hatîm duvarına tutunarak tavaf etmeyin: Kalabalıkta Hatîm duvarının üzerine el koyup yaslanarak yürümek, içeride namaz kılanları rahatsız eder; duvarın dışından, Şâzervân'a da basmadan yürüyün.
  3. Hicr-i İsmail'e giriş düzeni: Mescid-i Haram idaresi Haziran 2026'da Hicr-i İsmail için kadınlara ve erkeklere ayrı giriş saatleri duyurmuştur (basın haberleri, Haziran 2026). Saatler değişebileceğinden o günkü uygulamayı görevlilerden öğrenin, yönlendirmelerine uyarak içeri girin; iki rekât nafile namazı uzatmadan kılıp arkada bekleyenlere yer açın.
  4. İzdihamda eziyetten kaçının: Hicr-i İsmail'de namaz kılmak farz değil, bir fazilettir; bunun için kimseyi itmeyin, ezmeyin. İçeri girme imkânı bulamazsanız Hatîm duvarının dışında, Altın Oluk hizasında dua edebilirsiniz.

Mescid-i Haram'a yürüme mesafesindeki konaklama seçenekleri için Kâbe'ye en yakın oteller rehberimize, yaklaşan dönem programlarımız için sömestr umresi, Ramazan umresi ve umre fiyatları sayfalarımıza göz atabilirsiniz.


Sıkça Sorulan Sorular

Hicr-i İsmail ile Hatîm aynı yer mi, aralarındaki fark nedir?

Hicr-i İsmail (Hicr), Kâbe'nin kuzeybatı duvarı önünde yer alan ve asıl Kâbe temellerine dahil olan yarım daire şeklindeki açık alandır. Hatîm ise bu alanı çevreleyen 1,31 metre yüksekliğindeki yarım daire mermer duvardır; günlük kullanımda her iki isim de tüm alan için kullanılır.

Hicr-i İsmail neden Kâbe duvarının dışında bırakıldı?

Milâdî 605 yılında Kureyş kabilesi Kâbe'yi yeniden inşa ederken topladıkları para binayı Hz. İbrahim'in ilk temelleri üzerinde tamamlamaya yetmedi. Bunun üzerine kuzeybatı duvarını 6 zirâ 1 karış geri çektiler ve dışarıda kalan kısmı Kâbe'den olduğu bilinsin diye Hatîm duvarıyla çevirdiler.

Tavaf yaparken Hatîm'in içinden geçilirse ne olur?

Hicr-i İsmail Kâbe'nin bir parçası kabul edildiğinden, dört mezhebe göre de tavafta Hatîm duvarının dışından dolaşmak zorunludur. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî'ye göre içinden geçilen şavt geçerli olmaz ve dışından yeniden yapılır. Hanefî'ye göre vâcip terk edilmiş olur: ceza gerekir, tavaf yeniden yapılırsa ceza düşer.

Hicr-i İsmail'de namaz kılmanın fazileti nedir?

Hz. Peygamber (s.a.v.), Kâbe'nin içinde namaz kılmak isteyen Hz. Âişe'yi elinden tutarak Hicr'e götürmüş ve "Kâbe'ye girmek istersen burada namaz kıl; çünkü orası Kâbe'den bir parçadır" buyurmuştur (Tirmizî, Hac, 48). Kıbleye ilişkin hükümler hariç, burada kılınan namaz Kâbe içinde kılınmış sayılır (TDV İslâm Ansiklopedisi, Kâbe).

Hicr-i İsmail'de farz namaz kılınır mı?

TDV İslâm Ansiklopedisi Hicr maddesine göre Hanefî ve Şâfiî mezheplerinde Hicr-i İsmail içinde farz ve nafile her türlü namaz kılınabilir. Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise burada nafile namaz kılınır, farz namazlar ve müekked sünnetler kılınmaz.

Hicr-i İsmail'de Hz. İsmail ve Hz. Hâcer'in kabri var mı?

Tarihçi Ezrakî, İbn İshak'tan naklen Hz. İsmail ile annesi Hz. Hâcer'in kabirlerinin Hicr'de bulunduğunu kaydeder. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre bu rivayet sahihse kabirler Hicr'in Kâbe'ye dahil olmayan kısmında olmalıdır; Hz. Peygamber'in burada namaz kılması ve Hz. Âişe'ye tavsiye etmesi de bunu teyit eder.

Altın Oluk (Mîzâb-ı Rahmet) Kâbe'nin hangi duvarındadır ve nereye akar?

Altın Oluk, Kâbe'nin Şam köşesi (Rükn-i Şâmî) ile Irak köşesi (Rükn-i Irâkî) arasındaki kuzeybatı duvarının üst ortasında yer alır. Kâbe damında biriken yağmur suları bu oluktan doğrudan Hicr-i İsmail'in içine akar.

Osmanlı padişahlarının gönderdiği Altın Oluk bugün nerededir?

Sultan I. Ahmed'in 1612'de gönderdiği ve Sultan IV. Murad'ın 1633–1634'te yeniden altınla kaplattığı tarihi Altın Oluk, İstanbul'da Topkapı Sarayı Müzesi Mukaddes Emanetler Dairesi'nde (Envanter nr. 21/230) muhafaza edilmektedir.


Son Söz

Hicr-i İsmail ve Hatîm, Hz. İbrahim ile Hz. İsmail'in attığı temellerden Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) gençliğindeki Kâbe hakemliğine, Hz. Âişe validemize verilen müjdeden Osmanlı sultanlarının Altın Oluk hizmetine kadar uzanan canlı bir mirastır. Tavafta Hatîm duvarının dışından dönerken Kâbe'nin asıl sınırlarına riayet etmiş, Hicr'in içinde iki rekât namaz kılarken veya Altın Oluk'a bakarak dua ederken Beytullah'ın kalbine misafir olmuş olursunuz.

Rabbimiz, Altın Oluk'un altında edilen dualar hürmetine Beytullah'ı usulünce tavaf etmeyi ve Hicr-i İsmail'de huzurla secdeye varmayı nasip eylesin.

Kaynaklar

  • TDV İslâm Ansiklopedisi, "Hicr" maddesi (Müellif: Fuat Günel, Cilt 17, 1998, s. 455–456 — islamansiklopedisi.org.tr/hicr--kabe, 3 Kasım 2026'da okundu).
  • TDV İslâm Ansiklopedisi, "Altın Oluk" maddesi (Müellif: Ahmet Özel, Cilt 2, 1989, s. 537–538 — islamansiklopedisi.org.tr/altin-oluk, 3 Kasım 2026'da okundu).
  • TDV İslâm Ansiklopedisi, "Şâzervân" maddesi (Müellif: Nebi Bozkurt, Cilt 38, 2010, s. 390 — islamansiklopedisi.org.tr/sazervan, 3 Kasım 2026'da okundu).
  • TDV İslâm Ansiklopedisi, "Tavaf" maddesi (Müellif: Salim Öğüt, Cilt 40, 2011, s. 178–180 — islamansiklopedisi.org.tr/tavaf, 3 Kasım 2026'da okundu).
  • TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kâbe" maddesi (Müellif: Sadettin Ünal, Cilt 24, 2001, s. 14–21 — islamansiklopedisi.org.tr/kabe, 3 Kasım 2026'da okundu).
  • Hicr-i İsmail giriş saatleri: Mescid-i Haram idaresinin duyurusuna dair basın haberleri (Siasat, Bernama, Haziran 2026).
  • Kütüb-i Sitte rivayetleri: Buhârî, "Hac", 42, "Cenâiz", 62, 96; Müslim, "Hac", 401; Tirmizî, "Hac", 48; Ebû Dâvûd, "Menâsik", 93; Nesâî, "Hac", 125, 128; İbn Mâce, "Menâsik", 31.
← Tüm YazılarUmre Programlarını İncele